Kolay Bilgiler

Online Faydali Makaleler!

Merhaba Ziyaretçi! Giriş veya kayıt yaparak makale gönderebilirsin!

I. Abbas

Ekleyen: Mustafa Kemal Saban RSS kaynağına abone ol | 11 Mart 2019 | Gösterim:
loading
 
  



Abbas I, veya Büyük Abbas Safevi Devleti, İran Şahı. Ülkeyi yönettiği 1588-1629 arasında Osmanlı ve Özbek birliklerini İran topraklarından çıkarmış, sürekli bir ordu kurarak Safevi hanedanını güçlendirmiştir.

Ayrıca İsfahan'ı İran'ın başkenti yapmış, ticaret ve sanatı özendirerek hükümdarlığı sırasında İran sanatının en parlak dönemini yaşamasını sağlamıştır.

Şah Muhammed Hudabende'nin üçüncü oğlu olan Abbas, Safevi Hanedanının geleceği açısından büyük önem taşıyan Ekim 1588'de tahta çıktı.

Yarı kör olan babasının zayıf yönetimi, Safevileri başa geçiren ve o dönemde Safevi askeri gücünün belkemiğini oluşturan Türkmen emirlerinin, şahın otoritesini yıkmalarına yol açmıştı. Öte yandan, Türkmen kabileleri arasındaki çekişmeler devleti zayıflatarak, geleneksel düşmanları Osmanlıların batıdan, Özbeklerin de doğudan İran topraklarına büyük akınlar düzenlemelerine neden olmuştu.

(Bu Türkmenlere Safevilere bağlılıklarını belitmek için giydikleri kırmızı başlıklardan dolayı Kızılbaş deniyordu. ) Bu durumda Şah Abbas'ı acele iki görev bekliyordu; Hükümdarlığın otoritesini yeniden kurmak ve gerek Osmanlı gerek Özbek askerlerini İran topraklarından çıkarmak. Aynı anda iki cephede savaşamayacağından, gücünü Özbeklere yapacağı saldırıya yoğunlaştırmak amacıyla 1590'da Osmanlılarla bir barış antlaşması imzaladı.

Bu antlaşmayla İran'ın batısıyla kuzeybatısındaki geniş topraklar Osmanlılara bırakıldı. Bunun sonucunda kazandığı hareket özgürlüğüne karşın Abbas on yıl Özbeklere karşı önemli bir saldırı düzenleyemedi; İran hem Özbeklere, hem de Babür İmparatorluğu'na toprak vermek zorunda kaldı. Bu gecikmenin nedeni, Abbas'ın sürekli bir ordu kurma kararıydı. Sürekli ordu anlayışı, gerektiğinde Kabile atlılarından zorla asker toplama geleneğini sürdüren Safevi hükümdarları için alışılmışın dışında bir uygulamaydı. Bu uygulama bütçede sorunlar yarattı. Eski Kabile atlılarına, Kızılbaş reislerince yönetilen eyaletlerin gelirinden ödeme yapılırdı. Abbas bu eyaletlerden bir bölümünü doğrudan şahın denetimi altına sokarak soruna kısa dönemli bir çözüm getiridi. Doğrudan hükümdarlığa bağlanan yeni eyaletlerden toplanan vergiler devlet hazinesine geçiliyordu. Bu politikanın uzun dönemde kaçınılmaz sonucu, Kızılbaş birliklerinin sayısının azalması ve ülkenin askeri gücünün ciddi biçimde zayıflaması oldu. Yeni kurulan sürekli ordu daha çok, Abbas'ın büyükbabasının hükümdarlığı sırasında İran'a tutsak olarak getirilen Gürcü,Ermeni ve Çerkeslerle bunların çocuklarından oluşmuştu. Şahın, gulam adı verilen bu köleleri Müslüman edildikten sonra orduda ya da devlet ve saray yönetiminde hizmet görmek üzere eğitiliyorlardı. Şah Abbas, gulamların kendine bağlılığına inanıyor ve hiç güvenmediği Kızılbaşların etkisini dengelemekte onları kullanıyordu. Gulamlar yönetimde hızla yükselerek dorudan hükümdarlığa bağlı eyaletlere vali olarak atandılar. Abbas, sonunda dış düşmanlara karşı saldırıya geçebilecek güce ulaştı. 1598'de Özbekleri büyük bir bozguna uğratarak Horasan'ın denetimini yeniden ele geçirdi. 1602'den sonra ise Osmanlılara karşı bir dizi başarılı sefere girişerek kaybettiği toprakları geri aldı. Abbas, Özbeklere karşı kazandığı büyük zaferden sonra ülkesinin başkentini Kazvin'den İsfahan'a taşıdı. Onun yönetimi sırasında İsfahan hızla gelişti. Geniş yollar açıldı ve görkemli alanlar oluşturuldu. İsfahan'ın dışında Meşhed'deki ünlü türbenin genişletilmesi ve onarımı, kışlık dinlenme merkezlerini birbirine bağlayan ve Hazar Denizi'nin bataklık kıyısı boyunca uzanan ünlü taş yol Abbas'ın bayındırlık konusundaki en önemli uygulamaları arasındadır. Bu dönemde İran'a Avrupa devletlerinden elçiler, tüccarlar, ülkenin çeşitli yerlerinde manastır kurma izni isteyen yabamcı keşişler geldi. Şah Abbas döneminde ticari ve diplomatik etkinlikler gittikçe yoğunlaştı. Portekizliler, Hollandalılar ve İngilizler Basra Körfezi ve Hint Okyanusu ticaretini ele geçirmek için birbirleriyle yarıştılar. Abbas'ın hükümdarlığı sırasında İran'da halı dokumacılığı bir sanayi durumuna haline geldi. Avrupa'da varlıklı evlerde ince dokunmuş İran halıları görülmeye başlandı. Dokuma ihracatı da kazançlı bir alan oldu.

Yazar: Mustafa Kemal Saban

Facebookta Paylaş Tweet It Stumbleupon this post This post is delicious !

Makale Kaynağı:
https://www.kolaybilgiler.com/kaza-makaleleri/i-abbas.html
Print Article Yazdır  Makaleyi PDF olarak indir PDF Olarak İndir  Makaleyi Gönder Gönder  Sitene Ekle Sitene Ekle  Geribildirim Yazara Geribildirim  Makaleyi Raporla Raporla | Bookmark and Share

İlgili Kaza Makaleleri Abone ol: RSS