Kolay Bilgiler

Online Faydali Makaleler!

Merhaba Ziyaretçi! Giriş veya kayıt yaparak makale gönderebilirsin!

İnfertilitenin Genetik Nedenleri Nelerdir?

Ekleyen: Ahmet Polatlı RSS kaynağına abone ol | 15 Kasım 2018 | Gösterim:
loading
 
  


Son yıllarda moleküler genetik alanında kullanılan tekniklerdeki hızlı gelişmeler sonucunda infertilitenin genetik kökeni hakkında çok detaylı bilgiler ortaya konulmaktadır.
 
Şiddetli erkek faktörü yüksek oranda genetik problemlerle karşımıza çıkmaktadır. Spermatogenezin belirli kromozomlarda yer alan gen veya gen grupları tarafından yönetildiği, bu bölgelerdeki kusurların sperm oluşumu, maturasyonu veya farklılaşması gibi aşamalarda sorunlara yol açabildiği bilinmektedir. Kromozomlardaki sayısal veya yapısal değişiklikler, moleküler düzeydeki gen defektleri spermatogenezisi farklı mekanizmalar ile olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
 
Ejakulattaki sperm konsantrasyonu 5 milyon ve altında olan olgularda karyotip anomalisi görülme riskinin fertil populasyona oranla 4 kat atmış olduğu dikkati çekmektedir. Şiddetli OAT olgularınında çeşitli karyotip anomalilerinin saptandığı ve ağırlıklı olarak translokasyon veya delesyon gibi yapısal kromozomal anomalilerin varlığı dikkati çekmektedir. Translokasyon taşıyıcısı bireylerde spermatogenez kötü yönde etkilenmekle birlikte bazen normale yakın sperm parametreleri gözlenmektedir. Böyle durumlarda çiftin başvuru şikayeti sebebi bilininfertilite veya tekrarlayan gebelik kayıpları olabilmektedir.
 
Non-obstrüktif azoospermik olgularda kromozom anomalisi görülme olasılığı çok daha yüksek olup, fertil populasyona göre anomali riskinin 15 kat artmış olduğu gözlenmektedir.
 
Non-obstrüktif azospermik hastalarda anomaliler özellikle sex kromozomlarını kapsamaktadır. Komplet ya da mozaik 47,XXY (Klinefelter sendromu) en sık gözlenen sex kromozomu anomalisidir. Ayrıca olgularda 46,XX, 47,XYY veya 46,XY/45,X gibi seks kromozomlarını içeren sayısal ya da translokasyon, delesyon veya inversiyon gibi yapısal kromozom bozukluğu saptanabilir. Bu tür kromozomal bozukluklara sahip olgularda sperm parametreleri değişken derecelerde olmakla birlikte etkilenmiştir. Ayrıca sex kromozomları dışında otozomal kromozomlardaki yapısal bozukluklar da azoospermiye neden olabilmektedir.
                   
Y kromozomunun içerdiği genlerin ve gen ailelerinin testis determinasyonu ve farklılaşmasındaki kritik rolleri yapılan çalışmalar ile belirlenmiştir. Şiddetli oligospermik veya azospermik olgularda Y kromozomunun belirli bölgelerinde saptanan mikrodelesyonlar, bu genlerin spermatogenezisdeki önemini ortaya koymaktadır. Azospermik erkeklerde yapılan analizlerde en sık saptanan bulgu Y kromozomunun uzun kolunda yer alan mikrodelesyonlardır. Günümüzde azospermiden sorumlu olan ve AZF bölgesi olarak adlandırılan bu bölge haritalama işlemleri ile farklı bölgelere (AZFa, AZFb, AZFc ve AZFd) ayrılmaktadır.

Sıklıkla AZFc bölgesini içine alan delesyonlar gözlenmekle birlikte diğer bölgelerde de delesyonlar saptanmaktadır. Bu hastalarda gözlenen bulgular Sertoli cell-only sendromu, spermatogenik duraksama ve hipospermatogenezise kadar değişken bir fenotip gösterebilir. Merkezimizde Y kromozomu mikrodelesyonu incelemesinde PCR yöntemi ile 20 lokus taranmaktadır. Lokus sayısının arttırılmasının mikrodelesyon insidansını arttırmaktan ziyade, tanı güvenilirliğini arttırdığı bilinmektedir.
 
Y mikrodelesyonu bölgesinin sperm eldesi yönünden prognostik öneminin belirlenmesi, bu olgularda işlem öncesi bilgilendirme açısından önemlidir. Örneğin AZFc bölgesini içine alan geniş delesyonlarda (AZFb+c ve AZFa+b+c) sperm elde edilemediği yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Bunların aksine sadece AZFc bölgesi ile kısıtlı kalan delesyonlarda hastaların yaklaşık %50’sinde matür spermatozoa elde edilebilmektedir.
 
Y mikrodelesyonu kazanılmış veya de-novo olarak ortaya çıkmaktadır. Y mikredelesyonlarının saptandığı olgularda bu delesyonun Y kromozomu ile birlikte erkek bebeğe aktarıacağının ve bu çocukların üreme çağında benzer problemler yaşıyacakları anlatılmalı ve ailenin bu konuda önceden mutlaka bilgilendirilmesi gerekmektedir.
 
Obstrüktif azospermiye neden olan vaz deferenslerin konjenital bilateral/unilateral yokluðu (CBAVD) erkek infertilitesinin %1-2 sinden, obstrüktif azosperminin ise %6 sýndan sorumludur. Bu hastalar kistik fibrozis transmembran kondüktör regülatör (CFTR) geninde mutasyonlara sahiptir. Olgularýn çoðunluðunda heterozigot mutasyonlar saptanýr.
 
Otozomal resesif kalıtılan ve mutasyonu homozigot olarak taşıyan kişilerde ortaya çıkan kistik fibrozis hastalığının karakteristik akciğer ve pankreas bulguları olguların çoğunluğunda gözlenmez. Atipik olgular da (sıklıkla monosemptomatik) bilateral ejakülator duktus obstrüksiyonu veya epididimis içerisinde obstrüksiyon, vaz deferens agenezisi (bilateral veya unilateral) ile birlikte ya da tek başına bulunabilir. Olguların bir kısmında subklinik bulgular (artmış ter klor konsantrasyonu ve sinüzit) saptanabilir. Ancak homozigot mutasyonlara sahip ve ılımlı fenotip gösteren hastalar da bildirilmiştir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda 100’den fazla farklı mutasyon saptanmıştır.
 
Kistik fibrozis taşıyıcılığına bağlı vaz deferens agenezisi saptanan olgularda, taşıyıcı sıklığının yüksek olması ve ülkemizde akraba evliliğinin sık (%20-40) yapılması nedeniyle eşinde de gerekli genetik incelemelerin yapılması gereklidir. İncelemeler sonucunda çiftlere embriyolardaki hastalık veya taşıyıcılık için riskler anlatılmalı, gerekli durumlarda PGT önerilmelidir.
DR. HAKAN BERKİL

Yazar: Ahmet Polatlı

Facebookta Paylaş Tweet It Stumbleupon this post This post is delicious !

Makale Kaynağı:
https://www.kolaybilgiler.com/bilim-makaleleri/infertilitenin-genetik-nedenleri-nelerdir.html
Print Article Yazdır  Makaleyi PDF olarak indir PDF Olarak İndir  Makaleyi Gönder Gönder  Sitene Ekle Sitene Ekle  Geribildirim Yazara Geribildirim  Makaleyi Raporla Raporla | Bookmark and Share

İlgili Bilim Makaleleri Abone ol: RSS